Açık Sarı Beyazlarla Birlikte Yıkanabilir mi? Kayseri’de Sessiz Bir Akşamın İçinde Başlayan Hikâye
Çamaşır sepetinin kenarında kalan küçük tereddüt
Kayseri’de akşamlar hep biraz erken çöker. Güneş dağların arkasına çekilirken evin içinde kalan ışık, sanki günün yorgunluğunu daha görünür yapar. O gün de öyle bir gündü. Üniversiteden yeni mezun olmuş, iş arayışını bir türlü rayına oturtamamış bir halde eve dönmüştüm. Çantamı kapının yanına bıraktım, ayakkabılarımı bile tam çıkarmadan banyoya yöneldim.
Çamaşır sepeti doluydu. Üst üste birikmiş kıyafetlerin arasında açık sarı bir tişört dikkatimi çekti. Hemen yanında beyaz bir gömlek… Annemin “Beyazları ayrı yıka, renkler akarsa üzülürsün” diye defalarca söylediği o cümle zihnimde yankılandı. Ama bu kez tereddüt daha büyüktü.
Gerçekten açık sarı beyazlarla birlikte yıkanabilir mi?
Sorunun kendisi basit gibi görünüyordu ama içimde başka bir şeyi kurcalıyordu. Sanki sadece kıyafetleri değil, hayatımdaki bazı şeyleri de yanlış bir sepete atıp atmadığımı sorguluyordum.
Çamaşır makinesinin önünde bekleyen düşünceler
Makinenin kapağını açtım, boş tamburun içi bana bakıyordu. Sanki içimdeki kararsızlığı da içine almak ister gibi sessizdi. Açık sarı tişörtü elimde çevirdim. Rengi çok hafifti; ne tam sarı ne de beyazdan uzak… Sanki iki renk arasında sıkışmış bir duyguydu.
Beyaz gömleği onun yanına koydum. İkisi yan yana durunca içimde garip bir huzur oluştu. Birbirine zarar verecek gibi görünmüyorlardı. Ama annemin sesi yine araya girdi.
“Beyazlar hassastır.”
Bu cümle çocukluğumdan beri içimde bir yerde duruyordu. Sadece çamaşırlar için değil, insanlar için de söylenmiş gibiydi sanki. Bazı şeyler ayrı tutulmalı, karışmamalıydı. Ama hayat öyle miydi gerçekten?
O an fark ettim; ben sadece kıyafetleri değil, kendi duygularımı da ayırmaya çalışıyordum. Mutlu olanlar, kırık olanlar, umut taşıyanlar… Hepsini farklı sepetlere koymak istiyordum.
Geçmişin kokusu: Annemin öğrettikleri ve sessiz uyarılar
Küçükken annemle birlikte çamaşır asardık. Kayseri’nin rüzgârı balkondan içeri girer, yeni yıkanmış kıyafetlerin kokusunu sokağa taşırdı. Annem her seferinde aynı şeyi söylerdi:
“Beyazları koru, kirlenirse geri dönüşü zor olur.”
O zamanlar bunu sadece temizlikle ilgili sanırdım. Ama büyüdükçe bazı şeylerin gerçekten “geri dönüşü zor” olduğunu öğrendim. İnsanların güveni, bir ilişkinin kırılganlığı, bazen söylenen tek bir söz…
Açık sarı tişörtü beyaz gömleğin yanına koyarken annemin sesi bu kez daha farklı bir anlam kazandı. Sanki sadece kumaşları değil, hayatı da uyarıyordu.
O gün uzun süre makinenin önünde durdum. Başlat tuşuna basmadım. Çünkü basarsam sadece su dönmeyecek, içimdeki kararsızlık da dönecekti.
Bir mesajın ardından gelen kararsızlık
Telefonum titredi. Eski bir arkadaşım yazmıştı. Uzun zamandır konuşmadığımız biri. Mesajı kısa ama etkiliydi.
“Bazen insanlar da yanlış yerde yıkanıyor gibi geliyor.”
Bu cümleyi okuduğumda içimde bir şey çözüldü. Sanki biri benim düşüncelerimi görmeden yazıya dökmüştü. Açık sarı tişörtle beyaz gömlek hâlâ elimdeydi.
İnsanlar… Gerçekten de öyle değil miydi?
Bazıları çok hassas, bazıları daha dayanıklı… Ama kimse tam olarak neye dayanacağını bilmiyor. Tıpkı çamaşır makinesine atılan farklı kumaşlar gibi.
O an kendi hayatımı düşündüm. Yanlış insanlarla yıkanmış anlarım var mıydı? Ya da beni değiştiren, rengimi solutan durumlar?
Göğsümde hafif bir sıkışma hissettim. Hayal kırıklığı gibi değil, daha çok farkındalık gibi.
Açık sarı beyazlarla birlikte yıkanabilir mi? sorusunun içindeki gerçek
Soru basit görünüyordu ama artık basit değildi.
Açık sarı beyazlarla birlikte yıkanabilir mi?
Cevap aslında makinede değil, içimdeydi. Çünkü mesele renklerin karışıp karışmaması değildi. Mesele, karışmayı göze alıp alamamamdı.
O an kendime dürüst oldum. Hayatımda her şeyi fazla ayrı tutmaya çalışıyordum. İnsanları, duyguları, hatta kendimi bile bölüyordum. Oysa bazı şeyler birlikte var olabiliyordu. Tıpkı açık sarı ile beyazın birbirine çok yakın tonlar olması gibi.
Ama yine de korkuyordum. Ya beyaz gömlek bozulursa? Ya o temiz, saf his dediğim şey lekelenirse?
Korku, karar vermemi zorlaştırıyordu.
Makinenin düğmesine uzanan el ve içimdeki kırılma
Sonunda karar verdim. İkisini birlikte koydum. Kapak kapandı. Ellerim titriyordu.
Başlat tuşuna bastığım an, içimde bir şey de başladı. Sadece su değil, düşünceler de dönmeye başladı.
Makinenin sesi evin sessizliğini doldururken ben koltuğa oturdum. Gözlerimi kapattım. Sanki küçük bir hata yapmışım gibi hissediyordum. Ama aynı zamanda doğru bir şey yapmış olma ihtimali de vardı.
Bu ikilik beni yoruyordu.
Dışarıdan bakınca sıradan bir çamaşır yıkama anıydı. Ama içimde büyük bir hesaplaşma yaşanıyordu.
Kuruyan çamaşırların ardında kalan gerçek
Ertesi gün sabah erken kalktım. Kayseri’nin soğuğu camdan içeri sızıyordu. Balkona çıktım. Çamaşırları asmıştım gece. Açık sarı tişört ve beyaz gömlek yan yana sallanıyordu.
Yaklaştım.
Bir şey değişmemişti. Beyaz gömlek hâlâ beyazdı. Açık sarı ise daha da yumuşak bir tona bürünmüştü. Birbirlerini bozmak yerine sanki aynı havayı paylaşmışlardı.
İçimde garip bir rahatlama hissettim. Hayal kırıklığı beklerken küçük bir umut bulmuştum.
Belki de bazı şeyler gerçekten birlikte var olabiliyordu.
Belki de yanlış soruyu soruyordum başından beri.
İnsan ilişkilerine uzanan sessiz bir benzetme
O gün günlüğümü açtım. Uzun zamandır yazmadığım sayfalar beni bekliyordu. Kalemi elime aldım.
Çamaşır makinesinin sesi hâlâ kulağımdaydı.
“Bazı insanlar birbirine zarar verir diye düşündüğüm için hep uzak tutuyorum kendimi,” diye yazdım.
Sonra durdum.
“Belki de mesele zarar vermek değil, birlikte kalabilmeyi öğrenmektir.”
Açık sarı beyazlarla birlikte yıkanabilir mi?
Bu soru artık sadece çamaşırlarla ilgili değildi. İnsanlarla, ilişkilerle, hatta kendimle ilgiliydi.
Bazı karışımlar korkutucu geliyordu. Ama bazıları da düşündüğüm kadar tehlikeli değildi.
Sonuçsuz bir cevap değil, değişen bir bakış
Günler geçti. O gömleği birkaç kez daha giydim. Her seferinde o sabahı hatırladım. Çamaşır makinesinin sesi, balkonun serinliği, içimdeki tereddüt…
Artık kesin bir cevap aramıyordum.
Çünkü bazı sorular cevaplanmak için değil, insanı değiştirmek için vardı.
Açık sarı ile beyaz birlikte yıkanmıştı.
Ve ben, hayatın bazı şeyleri ayırmak kadar bir arada tutmayı da öğrenebileceğini anlamıştım.
Buna da Göz Atın: Ay şans noktası ile kavuşum ne anlama gelir ?